Son günlerde Ulaştırma Bakanı tarafından kamuoyuna açıklanan ve Ercan Havalimanı için örnek gösterilen “Batum Modeli” ile ilgili bazı teknik hususların doğru anlaşılması büyük önem taşımaktadır. Öncelikle belirtmek gerekir ki, Gürcistan’daki Batum modeli ile KKTC’de uygulanması düşünülen sistem, hukuki ve siyasi açıdan birbirinden tamamen farklıdır. Batum Havalimanı’nda uygulanan sistem, Türkiye ile Gürcistan arasında imzalanmış devletlerarası özel anlaşmalara dayanmaktadır. Gürcistan uluslararası toplum tarafından tanınan egemen bir devlettir ve Batum Havalimanı uluslararası havacılık sisteminin tam bir parçasıdır. Dolayısıyla bu modelin doğrudan Ercan Havalimanı’na örnek gösterilmesi teknik açıdan doğru bir yaklaşım değildir.Ayrıca yapılan açıklamalarda yer alan, “ICAO ve IATA ile ilgisi yoktur” şeklindeki değerlendirmeler de kamuoyunda yanlış algılara neden olabilecek niteliktedir. ICAO veya IATA’nın herhangi bir ülkeye doğrudan uçuş izni veren kurumlar olmadığı doğrudur; ancak uluslararası sivil havacılık tamamen ICAO standartları ve devletler arasında yapılan ikili anlaşmalar üzerine kuruludur. Bu gerçek göz ardı edilerek uluslararası uçuşların önünün açılabileceğini öne sürmek, kamuoyunda gerçek dışı beklentiler oluşturacaktır.Asıl tartışılması gereken konu ise, bu projenin uluslararası uçuşlara kapı açacağı yönündeki iddiadır. Bugünkü uluslararası hukuk ve havacılık yapısı içerisinde, yalnızca Türkiye’nin alacağı idari kararlarla üçüncü ülkelerin Ercan’a doğrudan uçuş başlatması mümkün değildir. Böyle bir gelişme; ilgili devletlerin siyasi iradesi, uluslararası anlaşmalar ve mevcut hukuki statü ile doğrudan bağlantılıdır. Dolayısıyla Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nün (SHGM) tek taraflı düzenlemeleriyle İngiltere, Almanya veya başka ülkelerden Ercan’a doğrudan tarifeli seferlerin başlayacağı yönünde bir algı yaratılması teknik gerçeklerle örtüşmemektedir.Bununla birlikte, açıklanan projenin tamamen faydasız olduğunu söylemek de haksızlık olacaktır. Türkiye’deki iç hat uygulamalarına benzer bazı düzenlemelerin Ercan’a uyarlanması halinde, özellikle Türkiye-Ercan hattındaki bilet fiyatlarının belirli ölçüde kontrol altına alınması mümkün olabilir. SHGM’nin uyguladığı tavan fiyat sistemi belirli dönemlerde vatandaş lehine sonuçlar doğurabilir; ancak bu uygulamanın da sınırları bulunmaktadır. Havayolu işletme maliyetleri, rekabet koşulları, operasyonel giderler ve pazardaki taşıyıcı sayısı dikkate alındığında, yalnızca tavan fiyat uygulamasıyla bilet ücretlerinde kalıcı ve büyük düşüşler beklemek gerçekçi değildir.
Hava Trafik Kontrollörler Sendikası adına
Başkan
Kürşad Hüdaverdioğlu
